Köşe Yazıları

Ahmet işcan yazdı : ” Fincancı katırları” ve onların gönüllü şakşakçıları

Dünyada , Türkiye Cumhuriyeti´nde ve ülkemiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti´nde yaşamın her alanında çok büyük değişimler , gelişmeler ve çeşitli etkileşimler tüm hızıyla cereyan etmektedir.

Dünya insanlığı çeşitli küresel güçler tarafından bir kez daha yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor anlaşılan.

Corona 19 virüs bahane edilerek zayıf halkaların koparılması için baş döndürücü bir devinim hız kesmeden belirlenen hedeflere yolculuk devam ediyor.

Dünyayı yeniden dizayn etme  uygulama  ve  yaklaşımın  arka  planında  milyonlarca  insanın  tesbiti  olduğuna da  inandığım,  KORKU mevhumunun  olduğu  kanaatindeyim.

Bu  korku  mevhumunu tetikleyen ana  ÖĞENİN  CESARET  OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ. Dolayısı  ile  kıymetli   okuyucularım ,

 bugün  yaşananlar  nezdinde KORKU ve      CESARETİ  birlikte  yorumlayalım.

Şu  an İçinde yer aldığımız ve hayatın içinde konumlandığımız hemen her şey bu iki kelimeyi barındırıyor. 

Korku,

içinizin boşaltılıp boş  şeylerle doldurulması eylemidir.

Cesaret,

yüreğinizi ve beyninizi orta yere koyup, ödenecek bedelleri bilerek “ben de varım” diyebilmektir.  Korku, sürekli bahaneler üretir.

Öyle ki inanmadığınız her şeyi baş göz edersiniz içinizde. Korkuyu kendine  vazgeçilmez yapanlar haksızlıklarla, adaletsizliklerle, zulümle iç barışı kurup “ne güzel şey yaşamak” tadında kurgulanmış  bir dil ile kendilerini  ifade etme  yöntemini  benimserler. 

Tıpkı  bugün kü   ABD – ÇİN arasında göstermelik olduğuna inandığım ,

“” KAYIKÇI KAVGASI “” ,

 davranış  biçimi  gibi.

  Cesaret ise huzursuz edicidir.

Sorgulayıcıdır, mücadelecidir.  

Cesaret ,çok soru sormak ve sorduğun  soruların cevabının  peşine düşmektir.

 Gerçeği aramak, bizler  gibi korkunun hâkim olduğu toplumlarda insan yüzünü kızartan bir “suç” olarak sunulmuştur çoğu zaman. 

 Bastırılmadığı sürece hızla yayılacak ve ucu korku konforu ile idame edilmiş hayatlara dokunacaktır.

Sokaktaki, meydandaki her yüksek ses, ya ucu dışarıda bir canavar, ya da ucu içeride bir maşa olarak damgalanmaktan kurtulamayacaktır.

 Bu bastırıcı  ve  yok edici yaklaşım  ile FİNCANCI  KATIRLARININ  gölge  oyunu  figüranları karşısındakileri ezenlerin gönüllü şakşakçılığını yaparak oturacaktır sofrasına.

   Kıymetli   okuyucularım ,

direnenler cesaretin, susanlar ve susturanlar korkunun sahibidirler.  

Cesaretin hızla yayılıyor olması, farkındalığın ve memnuniyetsizliğin domino etkisine dönüşme ihtimaline karşı,  bugünkü  yaşananlarda  görüleceği  üzere resmi güç korkuyu bulaşıcı hale getirmek için var gücüyle yüklenmeye  devam etmektedir.  

Bu  anlayışın  temsilcileri Cesaretin sesi duyuldukça, yarattıkları korkunun gemiyi ilk terk eden fareler olduğu gerçeğiyle yüzleşecek ama ders  çıkarmayacakları   görülmektedir.

Çünkü kendilerini   muktedir  olarak   görenler hep ders verirler, ders çıkarmazlar.

Bazı  arkadaş  ve  okuyucularım  bir  çok  olumsuz  koşullar  mevcut  olmasına  rağmen,  

bana  sesimin yüksek  çıktığını   söylemelerine  cevabım:

Çoğunluğun , sesinin yeterince  çıkmadığı için  benim sesimi duymaktasınız …

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu