Köşe Yazıları

Fatma Getirmez Baysal yazdı : Doğa Dostu Nesiller Yetiştirmek

Ne zaman doğadan uzaklaştık ?

Neden çevreyi bu kadar hor kullandık biliyor muyuz ?

Hadi bunu tartışalım bugün .

Çünkü tartışmazsak , anlamazsak yarınlara bırakacağımız bir ağacımız bile kalmayacak..

Ne yazık ki eğitimle birlikte doğadan uzaklaştık .Çocukları kapalı ,doğadan uzak , soyut kavramların içine sürükledik .Çocuk bir çiçeğin nasıl ekildiğini ,toprağı nasıl havalandıracağını bilmeden büyüdü ve bizler bu eğitim sistemiyle büyüyen çocuktan doğa sevgisi bekledik. Eğitim uzun bir süreçtir. İlerde yararlı bireyler görmek istiyorsak eğitim sistemini tartışalım.

Önce beton yapılar arasında , dar bahçelerde hatta artık toprağı bile kapattığımız sentetik sahalara saldık çocuklarımızı……

Sonra da ondan toprağı , toprağın nimetlerini sevmesini, korumasını bekledik.

Her yeri betona gömdük

Toprağı mikrop yuvası sandık

Ve işte o zaman kaybettik….

Oysa doğanın bizler için çocuklarımız için hava kadar , su kadar temel bir ihtiyaç olduğunu unuttuk

Unutturduk

İşte tam da bu yüzden çıplak ayağın ,

Çamurlu elin keyfini yaşamayan,

Doğadan kopan çocuğa kadar indi eskiden yetişkin hastalığı olarak bilinen obezite ,kalp-damar rahatsızlıkları ,alerjiler….

Nedeni çok açık değil mi? Kapalı mekanlara kapattığımız ,doğadan ,açık havadan fiziksel aktivitelerden mahrum kalan çocukların bu hastalıklarla buluşması…….

Oysa sınıfta ders , evde tablet – bilgisayar karşısında zihinleri yorulan çocuklarımızın bedenlerini de çalıştırmaları gerekir.

Norveç ve İsveç ‘te bu konu üzerine yapılan araştırmalarda : “ Doğada oynayan ,vakit geçiren çocukların sentetik alanlarda ,beton parklarda oynayanlara göre daha dengeli ve çevik oldukları sonucu çıkmıştır.”

Çocuğun yeme içme kadar doğaya da ihtiyacı olduğunun ispatıdır bu çıkan sonuç. Elektronik ortamlarda çokça vakit geçiren çocuğun sadece görme ve duyma güdüsü gelişirken doğayla iç içe olan çocuk

Çiçeklerin renkleriyle , kokusuyla

Böceklerin sesleriyle

Rüzgarın uğultusuyla kalmaz

Bitki türlerini ,

Canlı çeşitlerini tanır , doğayı sever, doğa dostu olur.

Oysa biz ne yaptık?

Hayatında ağaca çıkmayan , dokunmayan , ağacın dalında sallanmayan çocuktan doğayı korumasını bekledik

Doğanın hayat olduğunu, olmazsa olamayacağımızı aşılayamadık.

Sağlığımız için şart olduğunu öğretemedik

Oysa

Doğa dikkat eksikliğine hiperaktiviteye iyi gelir

Doğa çocukta özgüven oluşturur

Doğa çocuğun okul başarısını artırır

Doğa çocuğun yaratılıcığını geliştirir

Doğa obeziteyi bitirir………..

Hatta artık çocuklarımızın hayal güçleri bile sınırlı.

Yüksek yüksek dağlardan ,heyula gibi ağaçlardan ,derelerden ,uçsuz bucaksız ovalardan bahseden hikayelerden bile uzaklaşıp ne kültürümüze ne alışkanlıklarımıza uyan Harry Potter ‘lara kaydı.

Bu yüzden bunları öncelikle bizler görmeli , çocuğu tekrar doğanın içine koymalıyız.

Ama bunu değiştirebileceğimizi bunun yolunun da eğitime yapacağımız küçük dokunuşlarda olduğunu görelim ve harekete geçelim artık.

Formül basit : “ÇOCUĞU DOĞAYA ,DOĞAYI DA EĞİTİME KAT “

Demek ki çevreyi koruyabilmemiz için çocuklarımızın doğayla iletişimini çoğaltmalıyız.

Çünkü çocuklarımıza doğa sevgisini kazandırmazsak ,yarın doğayı kim koruyacak ?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu