İnsanoğlunun uzay serüveni 60 yılı aşkın süredir devam ederken, gelecekteki uzun soluklu Ay ve Mars görevleri için hayati önem taşıyan tıbbi bir adım atıldı.
Yörüngedeki astronotlar, tıp tarihinde bir ilki gerçekleştirerek kendi vücutlarının yüksek çözünürlüklü röntgen filmlerini çekti.
Radiology dergisinde yayımlanan bu gelişme, uzay seyahatlerinde astronotların olası yaralanmalarının çok daha hızlı ve ağrısız şekilde teşhis edilmesini sağlayacak.
Uzmanlar, bu adımın uzay tıbbının geleceğini tamamen değiştirdiğini ve daha önce imkansız görülen bir teknolojiyi gerçeğe dönüştürdüğünü belirtiyor.
Ultrasonun sınırları aşıldı
Uzay istasyonlarında yaklaşık 40 yıldır kullanılabilen tek pratik tıbbi görüntüleme yöntemi ultrasondur. Vücuda doğrudan temas ettirilebilen ultrason cihazları, yerçekimsiz ortamda nesnelerin havada süzülmesi sorununu aşabildiği için tercih ediliyordu.
Ancak ultrason cihazını kullanmak ve sonuçlarını yorumlamak ciddi bir uzmanlık gerektiriyordu. Röntgen teknolojisi ise yerçekimsiz ortamda hastanın, görüntüleme kaynağının ve dedektörün tamamen sabit kalmasını gerektirdiği için bugüne kadar uzayda kullanılamamıştı.
Son yıllarda geliştirilen hafif, pille çalışan ve kablosuz dijital röntgen cihazları bu engeli ortadan kaldırdı.
Bulanıklık sorunu hızla çözüldü
Yerçekimsiz ortamın yarattığı hareketlilik nedeniyle oluşabilecek görüntü bulanıklığını aşmak için araştırmacılar, çekimleri son derece hızlı gerçekleştiren bir yöntem geliştirdi.
SpaceX’in Fram2 misyonu kapsamında yörüngede bulunan sivil mürettebat, uçuştan önce aldıkları sadece dört saatlik bir eğitimin ardından uzayda röntgen çekimlerini başarıyla gerçekleştirdi.
Astronotlar; ellerinin, ön kollarının, göğüs, karın ve kalça bölgelerinin röntgenini çekti. Dünya’daki radyologlar tarafından incelenen bu görüntüler, klinik teşhis koymaya tamamen uygun ve yüksek kaliteli bulundu.
Uzay araçlarının güvenliğine de katkı sağlayacak
Bu taşınabilir röntgen teknolojisi yalnızca astronotların sağlığını korumakla kalmayacak, aynı zamanda uzay araçlarının güvenliği için de kritik bir rol üstlenecek.
Deneyler sırasında bir akıllı saatin röntgeninin çekilmesiyle gösterildiği gibi, cihaz sayesinde uzay araçlarındaki donanımların iç kısımlarında oluşan gizli hasarlar anında tespit edilebilecek.
Dünya’da havalimanı güvenliğinde de sıklıkla kullanılan bu yöntem, gelecekte Ay ve Mars gibi derin uzay hedeflerine doğru yola çıkacak uzay araçlarının bakımını kolaylaştıracak.
Uzmanlar, sistemin gelecekte daha da küçültülerek uzay boşluğuna dayanıklı hale getirilmesini hedefliyor.








